27 Kasım 2011 Pazar

Kadınların emeklilik şartları

İşe giriş tarihlerine göre farklı emeklilik şartlarına tabi olan kadın memurların emeklilik hesaplamaları da farklıdır. Eski adıyla T.C. Emekli Sandığı İştirakçisi  yeni adıyla 4/C’li olarak emekli olacak olanlar aşağıdaki açıklanan durumlara göre belli edilen emeklilik şartları ile emekli edileceklerdir.
A-08.09.1999 gününden önce işe girmiş memurların durumu
08.09.1999 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4447 Sayılı Kanun ile eklenen 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun Geçici 205 inci maddesinin ilk fıkrasına göre (Anayasa Mahkemesinin İptal Etmediği Fıkra);
08.09.1999 günü itibariyle,
- Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır.
Ayrıca;
Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını tamamlamaları ve talepte bulunmaları şartlarıyla emekli aylığı bağlanır.
a-Normal emeklilik şartları
            Yukarıdaki şartı yerinde getiremeyen bayanlar ise aşağıdaki tablodaki tüm şartları tamamlayarak emekli olabileceklerdir. 20 yılı yani 7200 günü tamamlamalarının yanında birde belli bir yaşı tamamlayarak emekli olacaklardır. Hesaplama ve karşılaştırmalar 4759 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 23.05.2002 günü itibar edilerek yapılacaktır.
Kadınların 20 yılı tamamlamasına kalan süre (23.05.2002 itibariyle) Kesenek ödemeleri gereken süre (1. Şart) Tamamlamaları gereken yaş (2. Şart)
2 yıl veya daha az 20 40
2 yıldan fazla-3 yıl ve daha az 20 41
3 yıldan fazla-4 yıl ve daha az 20 42
4 yıldan fazla-5 yıl ve daha az 20 43
5 yıldan fazla-6 yıl ve daha az 20 44
6 yıldan fazla-7 yıl ve daha az 20 45
7 yıldan fazla-8 yıl ve daha az 20 46
8 yıldan fazla-9 yıl ve daha az 20 47
9 yıldan fazla-10 yıl ve daha az 20 48
10 yıldan fazla-11 yıl ve daha az 20 49
11 yıldan fazla-12 yıl ve daha az 20 50
12 yıldan fazla-13 yıl ve daha az 20 51
13 yıldan fazla-14 yıl ve daha az 20 52
14 yıldan fazla-15 yıl ve daha az 20 53
15 yıldan fazla-16 yıl ve daha az 20 54
16 yıldan fazla-17 yıl 20 55
17 yıldan fazla 20 58

Örnek 1- 20.08.1985 tarihinde işe başlayan bayan memurun 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmeti, (16 yıl, 9 ay, 3) gündür. Buna göre bu memurun 20 yılı tamamlamasına kalan süre, (3 yıl , 2 ay, 27) gündür.
Yukarıdaki tabloya göre,  3 sırada olan az kısmına tekabül etmekte ve 20 yılı tamamlamak şartıyla emekli olabileceği YAŞ 42 dir. Bu memur 25 yılı tamamlayınca işinden ayrılabilir ama emekli maaşı ve ikramiyesi için 42 yaşını bekleyecektir. 42 yaşını tamamlayınca o gün geçerli katsayı üzerinden maaş ve ikramiye alacaktır.
            2-01.10.1987 tarihinde işe başlamış olan Hatice hemşirenin, 23.05.2002 itibariyle toplam hizmeti, 14 yıl, 7 ay, 22 gündür. 20 yılı tamamlamasına kalan süre, (5 yıl, 4 ay, 8 gün) olduğuna göre tablonun, 5. sırasında yer alan bölüme göre 20 yılı tamamlamak şartıyla 44 yaşından önce emekli olamayacaktır.
            3-01.12.1975 doğumlu olan Nuray hanım, 01.10.1999 tarihinde memur olarak işe başlamıştır. 23. 05.2002 itibariyle kesenek ödeme süresi, 2 yıl, 7 ay, 22 gündür. 20 yılı tamamlamasına kalan süre, (17 yıl, 4 ay, 8 gün) olduğundan yukarıdaki tabloya göre; 58 yaşından önce emekli olamayacaktır.
b-Bayan memurların yaşlılıktan emekliliği
08.09.1999 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4447 Sayılı Kanun ile eklenen 5434 Sayılı Kanun’un Geçici 206 ıncı maddesine göre;
08/09/1999 tarihinde Sandık iştirakçisi olanlardan 50 ve daha yukarı yaşlarda bulunanlar, yaş haddi (61 yaşını tamamlamaları) nedeniyle istekleri üzerine veya (65 yaşını tamamladıklarında) resen emekliye ayrıldıklarında fiili hizmet sürelerinin 10 yılını doldurmuş olmak şartıyla emekli aylığına hak kazanırlar.
Öte yandan, 08.09.1999 günü öncesine hizmeti olan kamu görevlilerinden 25 yıldan az hizmeti olanlar, 15 tam yılı tamamlamak şartıyla 61 yaşını tamamlayarak emekli olurlar.
B-08.09.1999 ile 30.04.2008 günü arasında işe girmiş bayan memurların emekliliği

a-Normal emeklilik şartları
08.09.1999 günü ve sonrasında işe giren memur erkeklerin emekli olabilmeleri için 58 yaşını tamamlamaları ve en az 9000 gün sayısına ulaşmaları şartıyla normal olarak emekli olacaklardır.
b-Bayanların yaşlılıktan 5400 gün ile emeklilik şartları
08.09.1999 günü ve sonrasında işe giren bayanların kısmi emeklilik şartlarıyla yani 5400 gün sayısı ile emekli olabilmeleri için 61 yaşını tamamlamış olmaları gerekmektedir.

C-01.05.2008 gününden sonra işe girenlerin emeklilik şartları;
a-Normal emeklilik şartları
İlk defa 01.05.2008 tarihi ve sonrasında işe girmiş yani sigortalı olmuş veya olacak bayanlardan 4/C bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 9000 gün ve emeklilik yaşı da 65’dir. Ancak bu yaş kademelendirilmiştir. Kademeli artışının tesbiti de 9000 günü tamamladıkları/tamamlayacakları zaman göre belli edilir.
Buna göre;
9000 günü 31.12.2035 tarihine kadar tamamlayan bayanlar 58 yaşında emekli olurlar ama diğerleri için yaş,
  1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında 9000 günü tamamlayan erkek için 59,
  2) 1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında 9000 günü tamamlayan erkek için 60,
  3) 1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında 9000 günü tamamlayan erkek için 61,
  4) 1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında 9000 günü tamamlayan erkek için 62,
  5) 1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında 9000 günü tamamlayan erkek için 63,
  6) 1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihinden sonra 9000 günü tamamlayan erkek için 64,
  7) 1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın için 65
olarak uygulanır.
b-Bayanların SGK’dan 5400 gün ile emeklilik şartları
İlk defa 01.05.2008 tarihi ve sonrasında işe girmiş yani sigortalı olmuş veya olacak bayanlardan 4/C bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için kısmı emeklilik şartının prim gün sayısı şartı 5400 gün ve 65 yaşdır ama kademelendirilmiştir. Kademe de 5400 günü tamamladıkları/tamamlayacakları zaman göre belli edilir.

Buna göre;
5400 günü 31.12.2035 tarihine kadar tamamlayan bayanlar 61 yaşında emekli olurlar ama diğerleri için yaş,
1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 62,
2) 1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 63,
3) 1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 64,
4) 1/1/2042 tarihinden itibaren ise kadın için 65,
olarak uygulanır.

doğuştan engelli olan memurlar nasıl emekli olacak

Emekli Sandığı Kanunu `nun memurların ne zaman emekli olacaklarını düzenleyen 39`uncu
maddesinin (j) bendi şöyle: `Göreve girişlerinde, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları
Hakkında Yönetmelik `e uygun olarak alınmış ve raporda sakatlık oranı en az yüzde 40 olanlardan fiili
hizmeti 15 yıl olanların istekleri üzerine...`

Maddeye göre, göreve girişlerinde en az yüzde 40 oranında sakat olduklarına dair rapor alanlar 15
yılda emekli olabiliyor. Görev sırasında sakatlananlar için de sakatlığın başlangıcında rapor alındığı
için aynı kural geçerli oluyor. Sorun, göreve girdiği zaman engelli olmasına karşın rapor almamış
olanların emekliliğinde. Bunlar, göreve girerken sakatlık dereceleri tespit edilmemiş olduğu için yüzde
40 oranında sakat kabul edilmiyor. Doğuştan sakat olsa bile.

Dün adı bende saklı bir okurumdan gelen iletiyi; kendimden herhangi bir yorum katmadan, sadece
kısaltarak ve bazı yazım hatalarını düzelterek buraya alıyorum:

Emekli Sandığı `nın 39/j maddesi istenirse başka türlü de yorumlanabilir. O zaman, bu yorumun
engellinin lehine değiştirilmesi için niçin bir yetkili uyarıda bulunmuyor? Bu adaletsizliğin giderileceği
yönünde kaç defa sözler verildi. Bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtip, `Bu kadar da olmaz.
Hemen düzeltilecek`, vs. gibi sözler ederek, biz leri sürekli beklenti içinde bıraktılar.

Bakın neler yaşandı:

* 2005 yılında `Torba kanunla bu durum düzeltilecek ` denildi, olmadı.

* Sonra `Özürlüler Kanunu `yla düzeltilecek` denildi, olmadı.

* Daha sonra `Emekli Sandığı 39/j maddesi yeniden yorumlanacak` denildi, olmadı.

* En son `Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu `yla düzeltilecek` denildi, ancak bu
kanunun konuyla ilgili 28. maddesinin şu an çalışanları kapsayıp kapsamadığının tam net olmadığı da
dile getirildi. (Bu kanunun Meclis `teki görüşmelerinde, Sayın Milletvekili Lokman Ayva Bey `in geçici 1.
madde ile ilgili verdiği değişiklik önergesi, Sayın Bakanımız `ın `Bu düzenleme zaten kanunda var`
demesi üzerine geri çekilmişti.)

* Daha sonra, `Bu durumdaki memurlar özürlü statüsüne alınacak` denildi; araya seçim girdi, `Zaman
yok` denildi.

İşte bu hikaye böylece uzadı gitti. Görünen o ki daha da uzayacak, ta ki bu durumun mağdurları normal
yoldan emekli oluncaya kadar. Zaten çoğu oldu.

özürlü memurların isteğe bağlı emeklilikleri

Özürlülerin daha kısa sürede emeklilik hakkını kazanmalarıyla ilgili ilk düzenleme 13.11.1981 tarihli ve 2559 sayılı Kanunun 3. Maddesi ile 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 39. maddesine eklenen (j) fıkrası ile yapılmıştır.
Buna göre, özürlülükleri sebebiyle ilgili mevzuat uyarınca göreve alınanlardan en az 15 yıl hizmeti bulunanlar istekleri halinde emekli aylığına hak kazanmışlardır.
Bunlar 657 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi veya 4857 sayılı Kanuna ve bu Kanuna ait Yönetmeliğe göre atamaları yapılmış olanlar veya Yönetmeliğin ilgili maddeleri uyarınca özürleri belirli süre içerisinde tescil edilmiş olanlardır.
Bu itibarla, bu fıkra uyarınca emeklilik talebinde bulunanların tayinlerinin ilgili mevzuat uyarınca yapılıp yapılmadığı hususunu belgelemeleri gerekmekte idi.
Bilahare 22.09.1983 tarih ve 2889 sayılı Kanunun 1. Maddesi ile TC. Emekli Sandığı Kanununa eklenen Ek Geçici 22’nci madde ile: “Sakat olup sakatlarla ilgili mevzuattan yararlanmaksızın ve 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesine göre tescili yapılmaksızın T.C.Emekli Sandığına tabi görevlere giren ve bedensel ve zihinsel yeteneklerindeki eksiklik nedeniyle çalışma güçlerini en az %40 oranında yitirdiği sağlık kurulu raporu ile belgelenen ve 15 yıl ve daha fazla fiili hizmeti olanlar da 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 39 uncu maddesine, 13.11.1981 tarih ve 2559 sayılı Kanunla eklenen (j) fıkrası hükmünden yararlanırlar.” hükmü getirilerek,
Özürlü olduğu halde 22.09.1983 tarihinden önce, sağlam gibi göreve girmiş, aynı özrü sebebiyle son kez de en az %40 oranında çalışma güçlerini yitirdikleri sağlık kurulu raporu ile belgelenmiş olanlara da 15 yıl hizmeti tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanabilmesi hakkı tanınmıştır.
Daha sonra, bu 5434 sayılı Kanunun 39. maddesinin (j) fıkrası, 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 3. maddesiyle ; “Göreve girişlerinde, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak alınmış ve raporda özür oranı en az % 40 olanlardan fiili hizmeti 15 yıl olanların istekleri üzerine,” şeklinde yeniden düzenlenmiş ancak yeni düzenleme paralelinde geçmişe dönük bir hüküm getirilmemiştir.
Son olarak, 5510 sayılı Kanunun 17.4.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunla değişik Geçici 4. maddesinin (6) fıkrası ile; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmaya başlamış olup, çalışmaya başlamadan önce ilgili mevzuatına göre alınmış ve en az % 40 oranında özürlü olduklarını gösterir sağlık kurulu raporu bulunanlar ile en az % 40 oranında doğuştan özürlü olduklarını belgeleyenlerden aylık talep tarihinde bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlara; en az 5400 gün uzun vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş ya da emekli keseneği ödenmiş olması kaydıyla, istekleri halinde bu madde hükümleri esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanır. Ancak çalışmaya başladıktan sonra, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının;
a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 5760,
b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 6480, gün uzun vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması kaydıyla, haklarında bu fıkra hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiştir. Buna göre;
1- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmaya başlamış olup, çalışmaya başlamadan önce ilgili mevzuatına göre alınmış ve en az % 40 oranında özürlü olduklarını gösterir sağlık kurulu raporu bulunanlar ile en az % 40 oranında doğuştan özürlü olduklarını belgeleyenlerden aylık talep tarihinde bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlara, en az 15 yıl emekli keseneği ödenmiş (ya da 5400 gün uzun vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş) olması kaydıyla, istekleri halinde bu madde hükümleri esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanması sağlanmıştır.
2- Ayrıca çalışmaya başladıktan sonra alınmış raporu olanlardan çalışma gücündeki kayıp oranının;
a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 5760, (5760/360 = 16 YIL)
b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 6480, (6480/360 =18 YIL) gün uzun vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması kaydıyla, haklarında bu fıkra hükümleri uygulanarak kendilerine yaşlılık aylığı bağlanacaktır.
Özürlülerin istekle emeklilik haklarını düzenleyen gerek 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (j) fıkrası, gerek ek geçici 22 nci madde, gerekse 5510 sayılı Kanun hükümleri, iştirakçilerle ilgili olup, bu hükümlerin “açıkta bulunanlar” hakkında uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Burada dikkat çeken husus aynı durumda olanlara farklı uygulamaların yapıldığıdır. Şayet özürlü olduğu halde sağlam raporu alarak göreve başlayan bir iştirakçi varsa bu kişiye sağlam raporu verenler hakkında gerekli yasal işlem yapılmalı ya da ilgili kişi yalan beyanda bulunduğu için görevine son verilmelidir. Ancak, yapılan düzenlemeyle özürlü olduğu halde özrünü gizleyerek göreve başlayanlar hakkında önemli bir yaptırım getirilmiştir.

özürlü memurların emekliliği nasıl olacak

Emekli Sandığı Kanunu'nun memurların ne zaman emekli olacaklarını düzenleyen 39'uncu maddesinin (j) bendi şöyle: "Göreve girişlerinde, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e uygun olarak alınmış ve raporda sakatlık oranı en az yüzde 40 olanlardan fiili hizmeti 15 yıl olanların istekleri üzerine..."
Maddeye göre, göreve girişlerinde en az yüzde 40 oranında sakat olduklarına dair rapor alanlar 15 yılda emekli olabiliyor. Görev sırasında sakatlananlar için de sakatlığın başlangıcında rapor alındığı için aynı kural geçerli oluyor. Sorun, göreve girdiği zaman engelli olmasına karşın rapor almamış olanların emekliliğinde. Bunlar, göreve girerken sakatlık dereceleri tespit edilmemiş olduğu için yüzde 40 oranında sakat kabul edilmiyor. Doğuştan sakat olsa bile.
Dün adı bende saklı bir okurumdan gelen iletiyi; kendimden herhangi bir yorum katmadan, sadece kısaltarak ve bazı yazım hatalarını düzelterek buraya alıyorum:
Emekli Sandığı'nın 39/j maddesi istenirse başka türlü de yorumlanabilir. O zaman, bu yorumun engellinin lehine değiştirilmesi için niçin bir yetkili uyarıda bulunmuyor? Bu adaletsizliğin giderileceği yönünde kaç defa sözler verildi. Bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtip, 'Bu kadar da olmaz. Hemen düzeltilecek', vs. gibi sözler ederek, biz leri sürekli beklenti içinde bıraktılar.
Bakın neler yaşandı:
* 2005 yılında "Torba kanunla bu durum düzeltilecek" denildi, olmadı.
* Sonra "Özürlüler Kanunu'yla düzeltilecek" denildi, olmadı.
* Daha sonra "Emekli Sandığı 39/j maddesi yeniden yorumlanacak" denildi, olmadı.
* En son "Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'yla düzeltilecek" denildi, ancak bu kanunun konuyla ilgili 28. maddesinin şu an çalışanları kapsayıp kapsamadığının tam net olmadığı da dile getirildi. (Bu kanunun Meclis'teki görüşmelerinde, Sayın Milletvekili Lokman Ayva Bey'in geçici 1. madde ile ilgili verdiği değişiklik önergesi, Sayın Bakanımız'ın 'Bu düzenleme zaten kanunda var' demesi üzerine geri çekilmişti.)
* Daha sonra, 'Bu durumdaki memurlar özürlü statüsüne alınacak" denildi; araya seçim girdi, "Zaman yok" denildi.
İşte bu hikaye böylece uzadı gitti. Görünen o ki daha da uzayacak, ta ki bu durumun mağdurları normal yoldan emekli oluncaya kadar. Zaten çoğu oldu.

Özürlü memur sayısı

MAYIS 2011 itibariyle, kamu kurumlarının memur kadroları ile çalıştırılan ve çalıştırılması gereken engelli (özürlü) memur sayısı belli oldu.
 
Çarşamba günü, Ekim 2010 itibariyle yayımladığımız kadroların, doluluk sayısı ve açık bulunan engelli memur sayısı Mayıs 2011 itibariyle değişti.

DOLU VE BOŞ KADROLAR 
Devlet Personel Başkanlığı tarafından memurlarla ilgili açıklanan son kadrolar, aşağıdaki gibi:
- Çalıştırılması gereken engelli sayısı: 50 bin 522 
- Çalıştırılan engelli sayısı: 19 bin 915 (4.093 Kadın, 15.822 Erkek)
- Açık bulunan engelli memur sayısı: 30 bin 607 
- AÇIK BULUNAN KADROLARIN ORANI: % 61
Engelli işçi kadrolarına gelince; Nisan 2011 itibariyle kamuda 1.364, özelde 21.287 olmak üzere, 22 bin 651engelli işçi kadrosu boş.
Bu şu anlama geliyor; engelli memur çalıştırılması yasa ile zorunlu kılındığı halde, bazı kurumlar çalıştırmamakta direniyor. Sonuçta 30 bin 607 memur, 22 bin 651 işçi olmak üzere, toplamda 53 bin 258engelli kadrosu boş!..
Olay yıllardır böyle. Çalıştırılan engelli memur sayısı 10 yıl önce 5.777 idi şu anda 19.915 ama yeterli değil.



HANGİ KURUMLAR
Hangi birisi?
O kadar çok ki...
Kamu sektörünün yüzde 4 (duruma göre yüzde 3) engelli, yüzde 2 eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu var(Yüzde 4 oranındaki engelli işçi ve yüzde 2 eski hükümlü verileri Türkiye İş Kurumu web sitesinde yer alıyor.Bkz. www.iskur.gov.tr, Mayıs 2011 İstatistik Bülteni).
Kamu ve özel kesimle ilgili engelli çalıştırma uygulaması şu şekilde:
- 4857 sayılı İş Kanunu’na göre engelli işçi istihdam eden kamu kurumlarında, çalıştırılacak engelli oranı yüzde 4, özel kesimde ise yüzde 3 (İş K. Md. 30).
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre engelli istihdam eden kamu kurumlarında çalıştırılacak engelli oranı yüzde 3 (DMK Md. 53).
Açık bulunan engelli memur sayısı bakımından ilk üç sırada; Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı geliyor. Özel kesime ceza kesilirken, engelli memur çalıştırmayan kamu kurumuna ceza kesilmemesi de ilginç bir çelişki.
Açık kadro sayısı en fazla olan 10 kurum, tabloda gösterilmiştir. 229 bin 412 dolu memur kadrosu olan ve 6 bin882 engelli memur çalıştırması gereken Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, bir tane bile engelli memur istihdam etmemesi de olayın bir başka yönü.

YÖNETMELİK NEREDE?
6111 sayılı “Torba Yasa” ile kamu kurumlarında engelliler için “merkezi bir sınav” yapılması hükme bağlandı.
Bunun için de uygulama esaslarını belirlemek üzere, Devlet Personel Başkanlığı’nca bir yönetmelik yayımlanması öngörüldü. Ancak Torba Yasa yürürlüğe gireli yaklaşık dört ay olduğu halde, engelli memur sınavlarıyla ilgili yönetmelik bir türlü yayımlanmadı.
Yönetmelik bir an önce yayımlansa da engelliler işe girseler. Ne iyi olacak.



 

Devlette boş olan engelli kadroları

Engellilerin, kamu kurum ve kuruluşlarına ne şekilde seçileceğini düzenleyen Özürlü Memur Seçme Sınavı (ÖMSS) yönetmeliği, 3 Ekim'de resmi gazetede yayımlandı. Türkiye Sakatlar Derneği Genel Müdürü Ergün İşeri ile ilki 2012'de gerçekleştirilecek olan sınavın yönetmeliği ve getirilen kontenjanların yeterli olup olmadığı konularında konuştuk.

ÖMSS yönetmeliğinde ne gibi değişiklikler yapıldı?

Önceden sınavları ilgili bakanlıklar yapıyordu. Bakanlıklar ne kadar kontenjan ayırmaları gerektiği konusunda herhangi bir tespit yapmıyor, sınav açmıyorlardı. Yeni yönetmeliğin iki önerisi var. Birincisi iki yılda bir merkezi bir sınav yapılması, diğeri kura çekimi yapılması. Merkezi sınava orta öğretim ve üzerinde eğitim almış kişiler girecek. Noter huzurunda gerçekleştirilecek kura sistemi de orta öğretimin altında eğitim almış, okur-yazar kişileri kapsayacak.

Merkezi sınavı hangi kurum düzenleyecek?

Yönetmelik, sınavla ilgili iki ayrı makamdan bahsediyor: Devlet Personel Dairesi Başkanlığı (DPDB) ve bir merkez. Sınavın bir merkezce hazırlanacağı belirtilmiş ama merkezin kimden oluşacağı tarif edilmiyor. Biz bunu Devlet Personel Dairesi Başkanlığı ile konuştuğumuzda Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) olarak belirlemiştik. Sonra kopya skandalları ortaya çıktı.

ÖSYM'nin alternatifi ne olabilir?

Bir bilim kurulu oluşturulabilir.

Bu sınav, engellileri iş hayatına dâhil etmede yeterli olabilir mi?

Yönetmelikte, ilgili bütün bakanlıklar, her yıl mayıs ayında, kadro listelerini ve engellilerin istihdam edilebileceği pozisyonları DPDB'ye belirtecek deniyor. Bu, kimin yeterli kadro açtığını, kimin açmadığını ortaya çıkartacak. Yönetmelikte, gerekeni yapmayanlara yaptırım uygulanacak deniyor ama yaptırımların ne olduğu belirtilmemiş; yalnızca DPDB'nin uygulamaları takip edeceği söyleniyor.

Getirilen kontenjan ne kadar?

Personel kapasitelerinin yüzde üçü engellilere ayrılacak.

Yüzde üç yeterli mi?

Yüzde üç en alt düzeydir, bakanlıklar bunu en üst sınır olarak değerlendiriyor. Bu kota da tam olarak doldurulmuyor. Şu anda engelli kontenjanı 50 binin üzerinde olmalı; Devlet Personel Dairesi Başkanlığı'nın Ağustos 2011 verilerine göre bunun 20 bini hala boş. Tabi ayrıca yeni oluşturulan bakanlıklar, bunlar için kurulacak kadrolar da var. Dolayısıyla bu sayı artabilir.

Yönetmelik başka ne gibi düzenlemeler getiriyor?

Yönetmelik "sınavdan yüksek not almak, atanmak için yeterli değildir" diyor. Ayrıca bir de mülakat komisyonu kurulacak. Bu, sistemin nesnelliğini yok ediyor ve bilim kriterlerini geçen farklı bir mekanizma ortaya çıkarıyor.

Mülakatta ne sorulacağını bilemezsiniz. Sorular bir siyasi iktidarın düşüncesi doğrultusunda; akademik veya bakanlığın işleyişiyle ilgili olabilir. Problem merkezi olarak yapılacak sınavdan başlıyor. Bu sınavın sorularının nasıl oluşturulacağı konusunda daha bir netlik yok.

Anayasaya engellilerin ihtiyaçlarını karşılayacak ne gibi maddeler konabilir?

İşaret dili anayasaya girmeli mesela. Bizim, Bileşmiş Milletler (BM) Engelli Hakları Sözleşmesi veya BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelerle kazanılmış birtakım haklarımız var. Anayasaya bunları özellikle sosyal ve sağlık yönlerinden destekleyecek birtakım maddeler konabilir.

Anayasada başka ne gibi önlemler alınabilir?

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan Sağlık Uygulama Tebliği diye bir şey var. Onda yapılan son değişikliğe göre ücretsiz olması öngörülen birinci basamak aile hekimliğine üç liralık bir muayene ücreti konmuş. Bu tür şeyler özellikle bedensel engelliler açısından çok büyük sorunlar yaratabiliyor. Engellilerin temel giderlerinde oynama yapılamaması için önlemler alınmalı. Yapılan en küçük değişiklik bir engellinin tüm günlük yaşamını etkiliyor.

Yönetmelik, BM Sözleşmesi'nden "çalışma ortamında engelliye gereken kolaylığın sağlanması, gerekli araç ve cihazların alınması" hükmünü getiriyor. Bu olumlu bir adım ama önemli olan icraattır. Engellilere ilişkin yasa altı yıl önce geçti; yasanın üçüncü maddesi hala uygulanmıyor. (IK/HK)

2012 ÖMSS Sıvavı

KAPSAM
(1) Bu Yönetmelik;
a) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurumlar ile döner sermayeli kuruluşlar, kanunlarla kurulan fonlar ve kefalet sandıklarına,
b) İl özel idareleri ve belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı müessese, işletme ve döner sermayeli kuruluşlara,
c) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre Devlet memuru istihdam eden diğer kamu kuruluşlarına,
Devlet memuru olarak atanacak özürlüler hakkında uygulanır

ÖZÜRLÜ MEMUR SEÇME SINAVI, ÖZÜR GRUPLARINA GÖRE YAPILACAK
Yönetmeliğin 5. maddesinde konuya ilişkin şu hüküm yer almıştır:
"b) ÖMSS, ortaöğretim, ön lisans veya lisans düzeyinde eğitim veren kurumlardan mezun olan özürlüler için eğitim durumları ve özür grupları itibarıyla sınav sorusu hazırlanması, değerlendirilmesi ile özürlülerin bu sınavlarda ulaşabilirlik şartları oluşturularak yapılır."
ÖZÜRLÜ MEMUR ALINIRKEN ÜST YAŞ SINIRI KONAMAYACAK
Yönetmeliğin 5. maddesinde konuya ilişkin şu hüküm yer almıştır:
"d) Kamu kurum ve kuruluşları, kanunlarda ya da kanunların bu konuya dair düzenleme yetkisi öngördüğü tüzük ve yönetmeliklerde yer alan özel hükümler haricinde, yerleştirme yapılmasını talep edecekleri kadrolar için üst yaş sınırı tespit edemez."
SINAV KONULARI DAHA SONRA BELİRLENECEK
Yönetmeliğin 6. maddesinde konuya ilişkin şu hüküm yer almıştır:
"Kamu kurum ve kuruluşlarına tercihlerine göre yerleştirilecek özürlülerin tespiti amacıyla yapılacak ÖMSS ve kuranın içeriğine, eğitim durumu ve özür grupları itibarıyla ÖMSS’nin yapılacağı yer ve zamana, ÖMSS ve kuranın duyurulmasına, ÖMSS’de eğitim durumları ve özür grupları itibarıyla yer alacak konular ile testlere ve bunların ağırlıklarına, puan türleri ve hesaplama yöntemine, özür grupları itibarıyla öngörülecek sınav sürelerine, uygun refakatçi temin edilmesine, adayların ÖMSS ve kuraya başvurusuna, tercih sayılarına, ÖMSS’de alınan puanlara ve kuraya ilişkin olarak yapacağı tercihlere göre yerleştirilmesine, yerleştirme sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esas ve usuller, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınarak Başkanlıkça, bu fıkrada belirtilen hususların Başkanlık adına Merkeze yaptırılması halinde ise mezkur Bakanlığın görüşü alınarak Başkanlık ve Merkezce müştereken belirlenir."

ÖMSS İKİ YIL BOYUNCA GEÇERLİ OLACAK
Yönetmeliğin 10. maddesinde konuya ilişkin şu hüküm yer almıştır:
"(1) ÖMSS sonuçları iki yıl süreyle geçerlidir. Ancak bu süre içinde yeni bir sınavın yapılamaması durumunda sınav sonuçları, bir sonraki sınava kadar geçerli olmaya devam eder"
TÜM KURUMLAR EKİN AYINA KADAR İNTERNETTEN KADROLARINI BİLDİRECEK
Yönetmeliğin 13. maddesinde konuya ilişkin şu hüküm yer almıştır:
"(1) Kamu kurum ve kuruluşları bir sonraki yıl için özürlü memur alımı yapacakları münhal kadrolarını; Başkanlığın resmi internet sitesindeki “DPB e-Uygulama” kısmının “Özürlü Personel İşlemleri ” başlıklı bölümünde yer alan “ÖMSS veya Kura Sonucuna Göre Yerleştirme Yapılması Talep Edilen Kadrolara İlişkin Bilgi Formu”ndaki bilgi alanlarını tam ve eksiksiz olarak doldurmak suretiyle, ilgili yılın Ekim ayı sonuna kadar on-line olarak Başkanlığa gönderir."
ÖMSS'Yİ DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI VEYA BELİRLEYECEĞİ BİR MERKEZ YAPACAK
Yönetmeliğin 5. maddesinde konuya ilişkin şu hüküm yer almıştır:
"Devlet Personel Başkanlığı, bu Yönetmelikte yer verilen esas ve usullere göre özürlü memur alımı amacıyla ÖMSS’yi yapar ve/veya kura usulünü sonuçlandırır, ÖMSS ve/veya kura sonuçlarına göre yerleştirmeyi yapar ya da bu bentte belirtilen hususları Başkanlık adına yapacak Merkezi belirler"

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Yönetmelik hükmüne göre, sınav 2012'de yapılacaktır. Kamu kurumları 31 Ekim 2011 tarihine kadar kadrolarını, internet üzerinden Devlet Personel Başkanlığına bildirecek. DPB ise sınavı veya kur'a işlemlerini nasıl yürüteceğini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alarak belirleyecek ve sınav 2012 yılında yapılacaktır.